Müşteri Hizmetleri +90(216) 526 0426 
Bulunduğunuz Yer: Ana Sayfa / Blog

Tükenen Su Kaynaklarının Ne Kadar Farkındayız?

Gün geçtikçe daha fazla sorun haline gelmeye başlayan su kıtlığı, gelecek yıllarda çok daha büyük problemlere yol açacak. Özellikle gıdaya olan ihtiyacın daha da fazla artması, tarım alanlarında %70’lik bir paya sahip olan su kullanımını daha da artıracak
Tükenen Su Kaynaklarının Ne Kadar Farkındayız?.

Geçtiğimiz yıllarda uluslararası alanda hizmet veren bir hidroloji ekibi, dünya üzerinde bulunan yeraltı sularının konum ve miktarını belirleyen ölçüm sonuçlarına ulaştılar. Buna göre, yer altında 23 milyon kilometreküp su bulunuyor. Fakat uzmanlara göre, dünyadaki nüfus artışı ve şu anki su kullanımı bu şekilde devam ederse, insanlığın devamı için yeterli olmayacak.

Öte yandan, yeraltı su kaynaklarının yalnızca %6’sının yüzey ile 2 kilometre derinliği bulunuyor. Bu da suların, sadece bir insan ömrü kadar yenilenebilir durumda olduğunu gösteriyor. Ayrıca 1 milyon civarı yeni su havzası ve 40.000 kadar yeraltı su kaynağı keşfedilmiş olsa da 0.35 milyon küplük kısmın 50 yaşın altında olduğunu unutmamak gerekiyor. Suyun yaşı ile ilgili sorunun en büyük kaynağı ise elbette insan sağlığına zararlı arsenik ve uranyum gibi maddelerle temas etmiş olması. Bu nedenle de içilebilir su yalnızca yaşı genç olan su kaynaklarından elde ediliyor. Tüm bu veriler gösteriyor ki, su kaynaklarımız her geçen gün azalmakta ve insanlığın devamı için yetecek çok az miktarda suyumuz kaldı.

Su Tasarrufu Önemli

Suyun öneminin bilincinde olarak, salgın hastalıklar ve çölleşme gibi felaketlerden kurtulmak bizim elimizde. Azalan su kaynaklarını tehdit olarak gören bazı ülkeler, bu konuda çeşitli çözümler üretiyor. Örneğin, 1997-2009 yılları arasında en kurak dönemi yaşayan Avustralya, bu süreçte su tüketimini yarıya indirmeyi başaran ülkeler arasındadır. Diğer yandan İsrail, atık suların %86’sını arıtıp yeniden kullandığından atık su kullanımında dünya birincisidir. Sulamada kullanılan suyun ise %40’ı yine arıtma yöntemi ile elde ediliyor.

Yağmur sularını depolayan ülkeler de var. Hatta bu yöntemin öncüsü, Bizans İmparatorluğu’dur. Şu anda da Manchester’da bir üniversitenin tuvaletlerindeki sifon suları, yağmur sularından elde ediliyor.

Coca Cola Company gibi bazı çokuluslu şirketler de tasarruf adına birçok adım atıyor. Şirketin Kamboçya ve Bangladeş’te kurduğu fabrikalara hammadde sağlayan tarlaların sulamasında, damlama yöntemi kullanılıyor. Böylelikle sudan fazlasıyla tasarruf sağlanıyor.

Evlerde Su Tasarruf Yöntemleri

Evlerimizde de su tasarrufu için yapabileceğimiz çeşitli yöntemler mevcut. Öncelikle, bulaşıkları elde yıkamayarak, 1 yılda ortalama 26-40 ton su tasarrufu sağlayabiliriz. Sebze ve meyveleri su dolu bir kabın içinde yıkayarak ise yılda ortalama 18 ton su tasarrufu elde edebiliriz.

Diğer taraftan, musluklarımızın başlıklarını kontrol ederek su akıtmadığından emin olmakta fayda var. Dişlerimizi fırçalarken de musluğu kapalı tutarak, suyun boşa akmasını engelleyebiliriz. Bahçesi olan bir evde yaşıyorsak sulama için yağmur suyunu ya da geri kazanılmış suları kullanmak, tasarruf adına yapabileceğimiz diğer yöntemler arasındadır.

Son zamanlarda artan nüfus, iklimdeki değişiklikler ve suyun tarım ve sanayi alanlarındaki kullanımı, tatlı su kaynaklarımızı hızla tüketiyor. Bu sebeple, ülkelerin su tasarrufu politikaları geliştirmesi ve uygulamaya sokması önemli bir adım olacaktır.